İçeriğe geç

Etiyopya’da ne oluyor ?

Etiyopya’da Ne Oluyor? Bir Genç Kadının Gözünden…

Bir sabah, güne başlamak için penceremi açtım. Kayseri’nin soğuk rüzgarı çarptı yüzüme, ama bu sefer ne o karın soğuğu, ne de sabahın ilk ışıkları beni kesiyordu. Dün akşam izlediğim bir haberin yankısı hâlâ içimdeydi. Etiyopya… Bu isyanın, bu kaosun, bu değişimin ortasında bir genç kadın olarak ne hissedebilirim ki? Sadece bir izleyici olmak, haberleri takip etmek, bir ülkenin çırpınışlarına tanık olmak, bana nedense çok yakın geliyordu. O gün, Etiyopya’da ne oluyor diye kendime sormaya başladım.

Şiddet, Yıkım ve Geleceğe Umutla Bakma Arasındaki Sınır

Olayın iç yüzünü tam anlayamıyordum, ama bir şey vardı… Herkesin dilinde aynı kelime vardı: kriz. Son aylarda, Etiyopya’da özellikle Tigray bölgesinde çıkan çatışmalar, medya kanallarında her zaman olduğu gibi bir yangına dönüştü. Birçok insan evlerini terk etmek zorunda kalmış, binlercesi ya hayatını kaybetmiş ya da yollara düşmüş. Geceyi gündüze katan, belirsiz bir gelecek söz konusu. Hayal kırıklığı içimi sarıyor; Etiyopya’daki insanların yaşadığı zorluklar, bu karmaşanın ortasında kalmış bir dünyada ben ne yapabilirim, diye sorguluyorum.

Bir taraftan, değişim rüzgarları hep umut taşır derler ya… Ama değişimin içinde bu kadar acı varken, umut kelimesini ne kadar içselleştirebilirim? Güzel bir evde, güvende, bir aileyle yaşadığım Kayseri’de, rahatımın içinde pek çok şeyi sorgulayamıyorum. Hani bir söz var ya, “Bazen dünyanın en güzel manzarasına bakarken, en yakınındaki insanı görmemek…” İşte ben de bu manzaranın içindeydim.

Bir Kadının Hikâyesi

Bunu anlatmaya başlamadan önce, hemen belirtmek isterim: Her insanın hikâyesi başka. Ama ben şimdi, Kayseri’de sabahları kahvemi içerken, Etiyopya’da ne olduğuna dair öğrendiğim bir kadının hikâyesini anlatmak istiyorum. Belki okurken kendinizi o kadının yerinde bulursunuz, belki de bende olduğu gibi, bir yabancı olarak bu dramı duyarsınız.

Adı Selam. Kendisi Tigray bölgesinden bir kadındı. Geçen gün sosyal medyada karşılaştığım bir fotoğraf, sadece bir anlık bakış açısıydı ama tüm geceyi bana geçirtmişti. Selam, Tigray’daki çatışmalar yüzünden evini terk etmek zorunda kalmıştı. Zor bir yaşam mücadelesinin içindeydi. Ailesiyle birlikte, evlerinin bombalanmasından sonra, nereye gideceklerini bilmeden kaçıyorlardı. Selam’ın gözlerinde kaybolan hayaller vardı. O fotoğrafa bakarken, düşündüm: Acaba o anın ne kadarını hissettik?

Selam’ın gözlerinden, sadece bir halkın değil, o halkın birer parçası olan her kadının hislerini okuyabiliyorum. Bir kadının evi, çocukları, umutları ve bir bakış açısı; bu kadının hayal kırıklığına, kaygısına ve derin korkusuna tanıklık ediyorum. Herkesin yaşadığı bu çatışmalar, belki de dünyadaki en trajik anı oluşturuyor.

Benimle bu kadar yakın olan bir hikâye… Kayseri’de her gün ben buradayken, dünyanın bir başka köşesinde bir insanın yaşamı ne kadar sarsılıyor, diye düşündüm. “Etiyopya’da ne oluyor?” sorusunu, aslında kendime soruyorum. Birçok kişi sormuyor, ya da sormak istemiyor. Ama bir şey beni sıkıştırıyor: Neden bizim hayatlarımız her zaman bu kadar korunaklı?

Bir Geleceğin Var Olma Mücadelesi

Selam’ın hikâyesinde yer alan kayıp, bir kadın olarak ben de hissediyorum. Etiyopya’da gerçekten ne oluyor? Tigray’daki çatışmaların ortasında Selam gibi bir kadının ne kadar yalnız olduğuna, ne kadar çaresiz ve kaybolmuş hissettiğine şahit olmak… Gözlerim doldu. Ne kadar çaresiz bir durum. Kendi ülkemdeki küçük dertler, sanki onlardan ne kadar uzak olduğumu fark ettirdi.

Etiyopya’daki bu savaşı sadece bir ülkenin iç meselesi olarak görmek, çok kısa bir bakış açısı olurdu. Ama insanlık, bu tür acıları görmekten kaçmamalı. Her bir insanın yaşadığı dram, tüm insanlığı etkiler. Savaşlar, kanlı çatışmalar ve göçler sadece bir halkı değil, tüm dünyayı sarsar. Yani bu sadece Etiyopya’da ne olduğunu değil, bir insan olarak hepimizin neler hissedebileceğini sorgulamakla alakalı.

Birinin hayatına dokunmak, o kadının hayata tutunmasını görmek ve yıllarca süren bir umudu yeniden yeşertmek… Belki bu bizim görevimiz değil, ama kalbimdeki bu çığlıkla sesleniyorum: Selam’a yardım edebilir miyim? Ya da bir şekilde bu acıyı dindirebilir miyim?

Duygularımı Paylaşırken

Bugün burada, Kayseri’de sabahın ilk ışıklarıyla bir yazı yazıyorum. Ama benim içimdeki duygular çok derin. Bu yazıyı yazarken, Selam’ın gözlerinden aldığım gücü, kaybolan hayallerin arkasındaki gerçekleri sizlere anlatmaya çalışıyorum. Gerçekten ne oluyor? diye sorarken, bir kadının acılarını bu kadar derinden hissetmek… Bazen insan kendini uzak bir noktada hissediyor, ama yine de o acı bir şekilde içimize işliyor.

Gelecek kaygısı, büyük bir belirsizlik… Ama belki de bir gün, umudun büyüdüğü, bir kadının yeniden doğduğu bir sabah uyanırız. Kim bilir?

Son Söz: Umut ve Yıkım Arasında

Son olarak, Etiyopya’daki bu kriz, bana insan olmanın en temel duygularını hatırlatıyor: umudu ve kaybı. Kayseri’de sabahları kahvemi içerken, orada bir kadının hayal kırıklığını yaşadığını ve çocuklarının geleceği için endişe ettiğini düşündüm. Ve belki de, bu yazının sonunu bir şekilde umutla bitirebilirim: Her şey değişebilir, ama insana insana umut etmek kalır.

Bugünlerde gözlerimizdeki yansıma, bir başkasının gözlerindeki yansıma olabilir. Hangi ülkede, hangi ırk, hangi kültürde yaşadığımıza bakmaksızın, insani değerlerin peşinden gitmek en önemlisi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
ilbet girişbetexper.xyz